en_US
en
off
Mobile View
Desktop View
 

Powered By Mega Holdings

ALİMLERİN SÖZLER VE CUMA MSJI
2822
dini sözler,cuma msjları.din ,süleyman hilmi tunahan
cumaları arkadaşa cuma mesajı daha rahat gonder :)

​ALİMLERİN SÖZLERİ

CUMA MESAJLARI

PreviousNext

Sample Picture 2

Lorem Ipsum is simply dummy text of the printing and typesetting industry. Lorem Ipsum is simply dummy text of the printing and typesetting industry. Lorem Ipsum is simply dummy text of the printing and typesetting industry.

Ya Rabbi! Sesimizi duyansın, hallerimizi bilensin. Açtık gönlümüzü sana, sen imdat eyle, sen affeyle, sen yollarımızı hayır eyle. Cumanız Mübarek Olsun

Allah’ın (c.c.) rahmeti, mağfireti, bereketi üzerine olsun. Rabbim günümüzü hayırlı ve bereketli kılsın, Hayırlı cumalar diliyorum.

Rabbim dünyada sağlıklı, mutlu, huzurlu ve barış içinde yaşamayı ahirette ise cennet bahçelerinde olmayı Peygamber Efendimizin bütün ümetine nasip eylesin inşaIIah. Amin ve hayırlı cumalar.

Melekler daima duacınız olsun… Yüreğiniz ferah, ilhamınız bol olsun… Sevgili Peygamberimiz, şefaatçiniz olsun… Cumanız mübarek olsun…

Bugün her zamanki gibi bayram olsun, hüzünler dönüşsün sevince. Rabbim yaralarımızı sarsın, Kalbimizdeki marazları gidersin Şafi namıyla. Cumanız Mübarek Olsun!

Ya Rabbi! Sesimizi duyansın, hallerimizi bilensin. Açtık gönlümüzü sana, Sen imdat eyle, Sen affeyle, sen yollarımızı hayır eyle. Hayırlı Cumalar

Kalpler imanla, gönüller huzurla dolsun. Saadetler hepimizin olsun. Ne kurulan bağlar bozulsun, ne de dostlar unutulsun. Cumanız Mübarek Olsun…

Bildirdiğin ve yaydığın o büyük Kur’an-I Kerim’i, kalbimizin baharı, gönlümüzün nuru, sıkıntımızın ilacı yap… Hayırlı Cumalar…

Günlerinizin en faziletlisi Cuma günüdür. Bu sebeble o gün bana çokça salavat getiriniz. Zira sizin salat bana sunulur. Selam ve dua ile hayırlı Cumalar!

Ey alemleri yaratan Rabbimiz! Bizi İslam’dan ve Kur’andan ayırma. Bizi daima sırat-ı müstakimde tut. İslâm nurunu söndürmek isteyenlere fırsat verme. Bizim yüzümüzden insanları helak etme. Hayırlı Cumalar

Geldim o büyük dergâhına yâ Rab!
Ağlatma bizi mübarek cumâ hatırına lutfet…
Kullukta bu Seyrî değil erbab,
Reddetme, bu günakar kulu affet! Hayırlı Cumalar …

Mevlana diyor ki; dua edecek güzel bir gönlün yoksa, güzel yürekli insanlardan dua iste. Hayırlı Cumalar

İnsan oğlu geçmişin her zaman hasretçisi, geleceğin sabırsızca özlemcisi, yaşadığı anın maalesef şikayetçisidir… Allah bizi şikayet edenlerden değil, şükredenlerden eylesin… Hayırlı Cumalar

Bugün Bayram Olsun
Hüzünler Dönüşsün Sevince.
Rabbim Yaralarımızı Sarsın Rauf Adıyla
Kalbimizdeki Marazları Gidersin Şafi Namıyla
Cumanız Mübarek Olsun!

Allah’ım! Dilediğini veren, dilediğini de alan o büyük kudretin ile hayatımıza bereket ihsan eyle. Hayırlı Cumalar.

Ey büyük Rabbim. Hayrı ve şerri ayırt edebilmeyi, imtihan olarak verdiklerine yürekten Amenna diyebilmeyi, göstermiş olduğun yolda yürümeyi, Senin yolundan ayrılmamayı, Seni en çok sevenlerden olmayı bana ve sevdiklerime nasip eyle…. Hayırlı Cumalar..

Ey Büyük Rabbim! Dinimizden dolayı bizi yok etmeye çaba sarf edenlere fırsat verme. Bizleri o büyük İslam dininin yolundan ayırma…. Hayırlı Cumalar

Ben, beni seven ümmetimi almadan cennete girmem diyen Sevgilinin (S.A.V) ümmeti olmanın hakkını verebilmek duası ile Hayırlı Cumalar Dilerim.

Ey İnsanoğlu! Gaflet uykusundan uyanın! Bekliyor bizi bu o dehşetli günler tevbe edin kardeşler Allah affeder..Hayırlı Cumalar

Öyle yollar uzanır ki hakka yürümek için, tomurcuklar yeşerir güller açar Onu görmek için, dua eden birileri var senin için. Sen de dua et ALLAH için. Cumanız Mübarek Olsun

Kalbimiz imana, gönlümüz İslama, dilimiz Kur’ana, kulağımız ezana, gözümüz nura, evimiz huzurlu Ve neşeli olsun. Amin. Hayırlı Cumalar.

Ey Büyük Rabbimiz! Bu gün edeceğimiz dualarımızı kabul et ve bizi Makam-I Mahmud’a komşu olmaya mazhar olanlardan eyle. Günahlarımızı affet Hayırlı Cumalar.

Her Cicek Güzeldir Gül’ün Yeri Ayrı
Her Kitap Güzeldir Kur’anın Yeri Ayrı
Her İnsan Güzeldir Senin Yerin Ayrı
Her Gün Güzeldir Cuma’nın Yeri Ayrı … Hayirli Cumalar

Hayatta en güzel şey kimine göre mutluluk, kimine göre sevgidir, kimine göre de paradır. Hastaya sorsan sağlık, yalnıza sorsan yoldaş der. Kocaya sorsan hayırlı bir Eş. Fakat hatırlanmak herkesi mutlu eder. Hatırladıklarınızdan olmak ümidiyle hayırlı Cumalar dilerim.

Bugün Cuma’nın hürmetine.. Allah’ım kalbimizi karartma, rızkımızı azaltma, kabrimizi daraltma, senden başka kapı aratma, kimseye muhtaç etme hayırlı Cumalar

Rabbim sen kalbi kırıkların sığınağı, yolda kalmışların yoldaşı, sen yalnızlığıma arkadaş olan ve tüm gönüllerin dert ortağısın. Beni benden uzağa at, senden uzağa atma. Cumanız mübarek olsun.

Kalbimiz imana, gönlümüz islama, dilimiz Kur’ana, kulağımız ezana, gözümüz nura, evimiz huzurlu ve neşeli olsun. Hayırlı Cumalar

Cumanız mübarek olsun, Rabbim yapacağınız her türlü ibadetlerinizi kabul eylesin..
Makbul, dua ve tövbelerimizi kabul, sağlığımızı daim, kazancımızı bereketli, kalplerimizi ve evlerimizi huzurla doldursun İnşallah. Hayırlı cumalar dilerim.

Hayatın şereflisini, rızkın bereketlisini, vücudun sıhhatlisini, ahlakın faziletlisini, evladın edeplisini, nasip eyle ya Rabbim. Hayırlı cumalar dilerim.

Allah’ım sen isyan ettirici fakirlikten, azdırıcı zenginlikten bizleri koru. Sen hakkımızda en hayırlısı neyse onu nasip eyle! Hayırlı cumalar dilerim.

Cuma Günü ve Gecelerinde Yapılan Dualar ile ilgili Hadis-i Şerifler

“Cuma gününde bir saat vardır ki Müslüman o saatte namazda Allah”tan bir hayır isterse, Allah ona istediğini verir” (Buhârî, De”avât, 61)

Peygamberimiz (s.a.s.), Hz. Ali”ye buyurmuştur ki;

“Cuma gecesi olduğu zaman gecenin son üçte birinde kalkabilirsen (kalk ve dua et). Çünkü o vakit, (meleklerin) şahit olduğu bir zaman dilimidir. Bu vakitte yapılan dua kabul olur.” (Ebû Davûd, Dua, 115)

Peygamberimiz (s.a.s.);

“En faziletli günlerden biri de Cuma günüdür” buyurmuş ve bu günde kendisine çok salât ü selâm getirilmesini istemiştir. (İbn Hıbbân, Ed”ıye, No: 910)

Cuma Duaları

Allah”ım! Sen beni eksiksiz özürsüz yarattın; çocuktum, büyüttün ve yeterli miktarda rızk verdin bana. Allah”ım! Ben, indirdiğin ve kendisiyle kullarını müjdelediğin Kitabında şöyle buyurduğunu gördüm: “Ey kendi aleyhlerinde haddi aşan kullarım! Allah”ın rahmetinden ümit kesmeyin; Allah bütün günahları bağışlar.” (Zümer, 53)

(Allah”ım!) Geçmişte benden vuku bulan kötülükleri biliyorsun, hem de benden daha iyi. Amel defterimde aleyhimde sıralanan suçlardan dolayı yazıklar olsun bana! Eğer her şeyi kapsayan affının hâlime şamil olacağını umduğum yerler olmasaydı, (ümitsizlikten) kendimi bırakır, helâk olup giderdim.

Eğer kulun, Rabbinden kaçması mümkün olsaydı, senden kaçmaya en lâyık olan benim. Yeryüzünde ve gökte hiçbir şey sana gizli değildir ve sen (kıyamet günü) onları açığa çıkaracaksın. Karşılık verici olarak sen yeterlisin; hesap görücü olarak sen kâfisin.

Allah”ım! Kaçarsam, beni bulursun; firar edersem, beni yakalarsın. İşte önünde durmaktayım; mütevazı, zelil ve hakir biri olarak. Cezalandıracak olursan, bunu hak etmişimdir ve adaletin bunu gerektirmektedir, ey Rabbim! Affedecek olursan, (buna da şaşmam; çünkü) eskiden beri affın hâlime şamil olmuş, afiyetin beni bürümüştür.

Allah”ım! O hâlde, saklı isimlerin ve perdelerin örttüğü güzelliğin hürmetine senden, bu tahammülsüz cana ve bu güçsüz bedene acımanı istiyorum. Güneş sıcağına dayanamayan bu zayıf beden, cehennem ateşine nasıl dayanabilir?! Yıldırım sesine dayanamayan bu güçsüz beden, gazabının sesine nasıl dayanabilir?

Allah”ım! O hâlde bana acı. Çünkü ben, hakir bir adamım ve değerim pek azdır. Benim azaba çarptırılmam, zerre kadar saltanatını artıracak değil. Şayet bana azap edilmekle saltanatın artacak olsaydı, azaba karşı senden sabır dilerdim ve böyle bir şey senin olsun isterdim. Fakat saltanat ve mülkün, itaat edenlerin itaatiyle artacak, günahkârların günahıyla azalacak olmaktan çok daha büyük, çok daha kalıcıdır, Allah”ım!

O hâlde, ey merhametlilerin en merhametlisi, bana merhamet eyle; ey celâl ve ikram sahibi, günahlarımdan geç ve affınla bana dön (tövbemi kabul buyur). Hiç kuşku yok, sen, tövbeyi kabul edensin, rahîmsin.


Oğlum! İlimsiz ibadetin tadı olmaz. Tek kanatlı kuş uçmaz. İnsanların dünyaya dalıp, istikbal sevdasına düştükleri şu günde, Mevla'nın ilmini okuyacağız. O, insana iki cihanda izzet ve şeref veren âli (yüksek) bir iştir. 
* Allah yolunda ol, dosdoğru ol, verdiğin sözün eri ol. 
* Evladım, ağzın laf ediyorsa dil ile doğru ol, sözünle doğru ol. Sana inanan kişilere karşı sözünden cayma. Eğer sözünü tutarsan "söz" olur ve seni cennete götürür; tutmazsan "köz" olur. 
* Elinle doğru ol. Kolunu muzırda (zararlı şeyde) değil, yardım işinde kullan. 
* Tartıyla iş yapıyorsan terazinde, ölçüyle iş yapıyorsan metrende ve litrende doğru ol. 
* Doğrunun doğruluğu, bütün sülalesine akseder, hepsini hayra götürür. 
* İhlas ve samimiyet Allah ve Resûlüne yönelen kimse, gölge gibi dönen dünyayı ve her hayrı kendine tabi kılar. Ahirete çalışan dünyayı elde eder. Dünyaya çalışan ise ahireti kazanamaz. Zira ahiret, hakikat, dünya haleftir. Ağacı kökünden götürürsen, gölge de beraber gider. Ahirette ne varsa, dünyada onun misali vardır. Eğer olmazsa dünya yalan olur. Teyemmüm abdestin halefidir, dünya da ahiretin. 
* İnsanları sev ve kimseyi kendinden alçak görme. Tevazu sahibi ol, zira en halis niyyet alçak gönüllülüktür. Mütevazi olan kimse en güzel zineti takınmıştır. Kimseyi kendinden aşağı görme. 
* Hayatta haset etmeden say, kıskanmadan sev. Bazı insanlar başkasındakini istemez. Öyle olma. Gıpta et, fakat haset etme. Zira Allah'ın huzuruna fesatle çıkılmaz. 
* Şöyle düşünmeli; Ya Rabbi, aciz kulunu ümmet-i Muhammed'e hizmet etmeye muktedir kıl. Eğer "Yâ Rabbi, bana ilim ihsan et." denirse, şahsi menfaate taalluk edeceğinden (şahsi istek olacağından) rıza-yı ilahiye muvafık (uygun) olmaz. Zira her ilim sahibi; bu ümmete hizmet etmiş değildir, edemez. Bu itibarla da rıza-yı Bâri'yi bulamaz, ilim ve cennet istemek menfaat-ı şahsiyedir. Gaye ise rıza-yı Bârî'dir. (Allah'ın rızasıdır.) 
* Memur olduğun zaman, sana gelen vatandaşlara sakın yüksekten bakma. Yanına geleni ayakta bekletme, yanında daima bir sandalye bulundur ve oturtuver. Biraz dinlendirdikten sonra halini sor, işini hallet. Sakın ha, "Bugün git, yarın gel" deme. İşini o gün bitir. Eğer öyle yapmazsan, on parmağım yakanda olacaktır. 
* Senden daha iyi hizmet edecek olan varsa, makamını ona ver. İşte vatanperverlik budur. Başında müdürün varsa, haset etmeden say, kıskanmadan sev. 
* Hak'tan korkan, halktan korkmamalı. İşini düzgün yapanın içi de düzgün olur. 
* İnsanlar muhteliftir. Bazısı daha kabiliyetli, bazısı daha yakışıklıdır. "Ben niye onun yerinde olmayayım." deme, elindekinden olursun. 
* "Allah bana bir verirse arkadaşıma, komşuma iki versin." diye düşünürsen, seninki üç olur. Eğer arkadaşın veya komşun böyle düşünmüyorsa, onunki ikide kalır. 
* Vasiyetim olsun, tefrikaya düşmeyiniz, kavmiyet gütmeyiniz. Ehl-i sünnetin gayri olan yanlış yollara sapmayınız. Her yerde birlik ve beraberlik lazımdır. Muvaffak olmak için her hususta ittifak etmeli ve dayanışmayı asla elden bırakmamalıdır. Çünkü Allah'ın nusreti, maddi ve manevi yardımı cemaat ile beraberdir. Toplu çalışanlar bunun semeresini kısa zamanda elde ederler. 
* Çalışkan ol, üretici ol. Zira Peygamber Efendimiz, "Çalışmak ibadettir" buyuruyor. Evladım, alın teri olmadan hiç bir şeyin kıymati bilinmez. Tarlanı ek, mahsulünü al. Komşuna ver, ağaç dik. 
* "Her koyun kendi bacağından asılır" sözü yanlıştır. Dinimizde "neme lazım" demek yok. "Bana lazım" demek vardır. 
* Macaristan vaktiyle Müslümandı. Fakat bir gün geldi, orada yalnız zahiri ulema kaldı. Zahiri ulema, maneviyattan mahrum olduğu için dengeyi tartamadı. Ve işte gördüğünüz gibi Hristiyan olup gittiler. Bu din maneviyatsız muhafaza edilemez. 
* Bizim; para pul, mevki, makam, siyaset, politika, kavga ve gürültüyle işimiz yok. İsnatsız her Müslümanın çocuğunu da okuturuz. Bir tek fert geri dönmüşse haber versinler. 
* Temizlik ibadettir ve imanın yarısıdır. Eğer sokakta birisi hata yapmışsa, (pisletmişse) sen onu ayağının ucuyla örtüver. 
* Din asıl, dünya ve siyaset feri'dir. (ayrıntıdır) Dünya ve siyaset dinin inkişafına alet olabilir. Fakat din, dünya ve menfaat ve siyasetine alet olamaz. Alet edenlere lanet vardır. 
* Evden çıktığında veya eve dönerken karşından gelen ilk kişiye selam ver. Onun vermesini beklersen olmaz; evvela sen ver. İşte o zaman o da sana karşılığını verecektir. Veren el alan elden, sunan gönül alan gönülden azizdir. 
* Ya Rabbi! Dünyayı kalbime koyma, elimden de alma. 
* İlim, nûr-i ilahidir; insan ise kovan. Kirli bir kovanda arının durmadığı gibi, isyan ve zulmetle kirlenmiş vücut ve kalpte de ilim durmaz. 
* İnsan gibi, ilmin de anâsır-ı erbaası (dört unsuru) vardır. Ağızdan öğrenmek ve anlatmak, gözüyle görmek, kulağıyla işitmek, eliyle yazmak. Bununla beraber, kalbiyle de feyz-i ilahiyi çekecek. 
* Günde en az iki kişiye iyilik et, gönlünü al. Çünkü cennetin yolu gönül almaktan geçer. Gönül almak cennetin Firdevs kapısını açmaktır. 
* Ben sabahları kalkarken, "Ey Allahım, bana bugün bir kişiye iyilik yapmak nasip eyle" diye dua ederim. 
* Sırf batınla meşgul olanlar mülhiddir. Sırf zahirle meşgul olanlar gafildir. Kemalat, her ikisinin birleşmesindedir. 
* Yemek yerken, su içerken "İbadet için kuvvet olsun yâ Rabbi" diye, Mevla'nın huzurunda olduğunu düşünmek lazım. 
* Bildiğini öğret. Temiz ol ve temizliğinle örnek ol. Münevver kişi, münevvir (nurlandırıcı) kişi demektir. Öyleleri var ki, üç fakülte bitirir de, hasedinden, kıskançlığından, hiç bir şey öğretmez. Gerçek münevver, bildiğini yapan ve öğreten kişidir. 
* Emir vermeye alışmayın. Ben, validenizden su dahi istemem. Emir vermekle sözün ruhu ölür. İhbar, emirden daha müessirdir (tesirlidir.) Misal, (Sigara içme! demek yerine) "Benim oğlum sigara içmez değil mi?" demek gibi.

• Atom’un arz üzerinde müddet-i te’siri elle sene olduğu gibi, decâcilenin bu ümmet üzerinde müddet-i fesâdı dahi elli senedir.
• Benim evlatlarıma Tarih öğrenmek farzdır.
• Benim evlatlarım, bildiğinin âlimi, bilmediklerinin tâlibidirler.
• Benim evlatlarımın her biri bir Süleyman’dır. Ben daha yüz sene yaşayacağım.
• Benim evlatlarım, Yusuf (a.s.) güzelliğindedir.
• Ben size “eceztü” dediğim zaman sizler alim olmadınız, ilmin anahtarlarını almış oldunuz. Bu aldığınız anahtarla Anadolu’ya gidecek, büyük büyük kitapları açacaksınız ve onun içindeki hakikatleri Ümmet-i Muhammed’in evladına anlatacaksınız.
• Ben şu denî dünyayı, evlâtlarımın kirli tırnağına değişmem.
• Bir meşaiyyun var, bir de işrakiyyun var. İşrakiyyun: Önce inanıyor, sonra hikmetini araştırıyor. Meşaiyyun bunun zıddıdır. Kainatı inceler Allah’ı bulur. Bizim sûfî mezhebimiz işrakiyyun üzerine kurulmuştur. Zahirilerle farkımız; biz cevizin içini, onlar kabuğunu yerler.
• Biz akla ve zekâya kıymet vermeyiz. Salıverdin mi evinin yolunu bulabilecek kadar aklı olsun kâfidir.
• Biz Cenab-ı Hakk’ın ahirette bize vereceği selahiyetle, mahşer halkına şöyle dürbünle bakacak, kimin bize bir merhabası, ilgisi, sevgisi, alakası, Allah yolunda bir hizmeti varsa hepsine şefaat edecegiz.
• Biz, terakkî anlarında çürükleri terkederiz. Asker de harekât ânında hastaları bırakır. Bununla beraber, nâdim olup dönenler, kabul olunur.
• Bize gelinceye kadar bütün piran, bu alemden giderken, kendilerinden sonra, kendileri gibi yetiştirdikleri birisini vazifelendirerek bu alemden gitmişlerdir. Yalnız bana mahsus olmak üzere ben bu alemden gittikten sonra benim tasarrufum daha 40 yıl devam edecektir.
• Bize şemsî tecellî verildi. Hangi yöne nazar ettiysem, orası ihyâ oldu.
• Bizim bu alemde bir tek işimiz var. O da yavrularımızın kalblerine Allah (c.c) ve peygamber (s.a.v) sevgisi ile iman ve İslam nurunu yerleştirmektir.
• Bu dinin garip anlarında hizmet gören, saltanatını sürmeden ölmez. Benim kardeşlerim fukara olmayacak.
• Bu dünyanın cefâsından sefâsına sıra gelmez, gâfil olmayın, ilme çalışın, geçen günler geri gelmez.
• Ders okuturken takıldığınız bir yer olursa, orada fazla durmayın. Nasıl ki etrafı kazılan bir ağaç kolayca devrilirse, evveli ve âhiri anlaşılan kitabın da ortasını anlamak kolaylaşır.
• Dışımız halk ile, içimiz Hak ile…
• Din asıl, dünya ve siyaset fer’idir. Dünya ve siyaset dinin inkişâfına alet olabilir. Fakat din, dünya menfaat ve siyasetine âlet olamaz. Âlet edenlere lanet vardır.
• Dinamitle su içinde ölen balıklar haramdır. Gayr-i merzuk olanları da mahvettiğinden bu işte hayır yoktur, hadiseler zuhur eder.
• Edep, akıl ve şeriata muvâfık hâl ve harekete denir.
• Ey İslâm Cemaatı! Biz hayatta olduğumuz müddetçe, Resûlullâh’ın eshâbına yalan isnadında ve iftirada bulunulabileceğini mi zannediyorsunuz? Böyle bir zanna kapılmayınız, çünkü biz hayattayız.
• Göz ve kan verip almakta mahzur yoktur. Zira aza-yı ârıziye olup, aza-yı asliyyeye tabidir. Yani, kötüye kullanılırsa mesuliyeti alan kimseye aittir.
• Her yerde birlik ve beraberlik lazımdır. Muvaffak olmak için her hususta ittifak etmeli ve dayanışmayı asla elden bırakmamalıdır. Çünkü Allah’ın nusreti, maddi ve manevi yardımı cemaat ile beraberdir. Toplu çalışanlar bunun semeresini kısa zamanda elde ederler.
• Hizmet muvaffak olsun da, varsın bizim yerimiz caminin pabuçluğu olsun.
• Hulûs-i kalble tahsil olunan ilim, ayn-ı ibâdettir.
• İlim, muhabbet, kâmil itikad ve havf isyâna mânidir.
• İlim, nûr-ı ilâhidir. İnsan ise kovan. Kirli bir kovanda arının durmadığı gibi, isyan ve zulmetle kirlenmiş vücud ve kalbde de ilim durmaz.
• İlim vukuata tabidir. Vukuat ilme tabi değildir. Ve herkesin işi kendi efal-i ihtiyarisine bağlıdır.
• İlmin farz-ı ayın olduğu bu günde, sekiz saatten aşağı ders okumak kâfî gelmeyecek.
• İmâm-ı Rabbânî Ahmed-i Fârûkî es-Serhendî hazretleri, „Ben nefsin ne kadar büyük bir düşman olduğunu, ancak onyedi senede öğrenebildim“ buyurmuşlardır.
• İmansız ve zındıklaşmış din düşmanlarının aleyhinde konuşmak, gayret-i diniyyeden olduğu için gıybet değildir.
• İnsan bilmediğinin düşmanıdır. Nurdan haberi olmayan, ondan zevk almayan insan, nurun düşmanı olur.
• İnsan gibi, ilminde anâsırı erbaası vardır; ağızdan öğrenmek ve anlatmak, gözünden görmek, kulağından işitmek, eliyle yazmakla beraber, kalbiyle de feyz-i ilâhiyi çekecek.
• İnsanlarla iyi geçininiz. Kimseyi darıltmayınız. Günün birinde araba kaldırmaya olsun, yarar.
• İttika; iman ile küfürden, ibadet ile isyandan, füyüzat-ı ilahi ve rabıta ile de gafletten muhafaza etmek manasınadır.
• Kâinatı saran karanlığı kaldırma zamanı gelip de, ezelî hüküm icâbı ins ü cinnin nebîsi, Habîbü Rabbi’l-Âlemin Kur’ân-ı Kerim’le gönderilip âleme safâ verdiği gibi o Resûlullâh’ın hususî yaratılmış vârisleri de, ilâ yevmi’l-kıyam devam edecek olan dîn-i mübîni, binlerce belâya katlanarak yılmadan yürütecekler.
• Kalemsiz talebe, kurşunsuz avcıya benzer.
• Maşayı ateşe koyup çekmekle ısınmaz, beklerse ateş gibi olur, dersler de böyledir. Az okumaktan istifade o kadar olur.
• Meyve veren ağaca kuru denilmediği gibi, eseri devam eden zevata da ölü denmez.
• Râbıtaya ehil olmayanlara ilim öğretmek harâminin eline kılıç vermek gibidir. Fuyûzât-ı ilâhiden mahrum olduklarından öğrendikleri ilmi dünya menfaatine âlet ederler.
• Rütbesi yüce olan kimselerin, kendilerinde cemal sıfatı galip olduğundan kafir ve asilere helak değil, hidayet diler. Ehl-i küfrün kâffeten helak olup cehenneme gitmesinde fayda yoktur. Enbiya-yı mürselîn insanların hidayeti için gönderildiler, helakı için değil.
• Sahâbi: Resülullah (s.a.v)’in daire-i imkan ve daire-i emkine-i külliyenin tamamını kendi letaifinden nazar ederek, seyr-i sülûkunu bir anda itmâm ettiği kişi demektir.
• Sihir, insanın nefsindeki habâseti, başka bir habâsete bağlayarak, bir başkasına havâle etmektir.
• Süleyman aleyhisselâm, „Yalnız başına bir orduyu mağlup etmek ne kadar zor ise, nefs-i emmâreyi mağlup etmek ondan daha zordur“ buyurdular.
• Tarîk-i Nakşî; rabıta yolu, enbiya ve mürselîn yolu, ârifler, kâmiller, sıddîklar yoludur. Tarîk-i müşahede ve tarîk-i şühuddur.
• Tırnağını şu dünyaya değişmediğimiz bir evlâdımız için, küre-i arzın altı üstüne gelse, bir şey lâzım gelmez.
• Varis-i Muhammedî ve sahib-i zamanın sonuncusu, sâdât-ı kiramdan olup bu devlet Türkiye’ye ihsan olunmuştur. İmam-ı Rabbanî (k.s.) Hindistan’da, Hz. Şah-ı Nakşibend ve Mevlana Siracüddin Buhara’da, son sahib-i zaman da Türkiye’de zuhur etmiştir. Cümlesi sâdâttan (altun silsileden) olup bu tarik-i âlinin yüceliğine şehadet eder. Irk ve milliyet gözetmeden Hindistan, Pakistan ve Buhara’dan emanet-i kübra, ilahi irade icabı Türkiye’ye intikal etmiştir.
• Yâ Rabbî! Dünyayı kalbime koyma, elimden de alma


enable
skins/aquaBlue/skin.css
kursum aklıma gelince|https://youtu.be/y5uTW4hWbTM?t=154
true
true
50
1
top
false
https://youtu.be/y5uTW4hWbTM?t=154